Giriş

Böyle oldum

Üniversite hayatı insanı bayağı bir değiştiriyor. Yani benim açımdan öyle oldu. 4 sene önceki halimden çok farklı bir kafa yapısındayım. Kendi düşüncelerime göre üniversiteyi anlatmaya çalışacağım.

Üniversite

Üniversite dediğimiz şey, uğraşmak istediğimiz alanın konularına dair bir bakış açısı kazanmamızı sağlayan ve bu alanda bize bir giriş imkânı sunan, diploma almamıza olanak tanıyan yerdir. Bunun dışında çok fazla bir şey beklememek gerekir. Eğer daha fazla bir şey bekliyorsan hüsranın da fazla olacaktır.

Çok mutsuz olmamanın en güvenilir yolu, çok mutlu olmayı istememektir.”

A. Schopenhauer

Peki, neden üniversiteden bakış açısı kazandırmanın ötesinde bir beklentiye girmemeliyiz ?

Cevabı çok basit. Öğretim Görevlileri! :D

Ben üniversiteye bir beklentiyle girdim. Öğrendiğim her konunun benim için kullanılacak bir bilgi olduğunu, verdiğim her bir emeğin ise gerekli bir bedel olduğunu sanırdım.

Şu anda 4. sınıf Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; üniversitede öğrendiğini sandığın her konu, anlatan kişinin anlatabildiği kadar bilgiden ibaret, verdiğin emeğin büyük bir kısmı ise öğrenmekten çok öğretim görevlisinin dersinden geçebilmek için ödenen bir bedel.

Bu yüzden beklentilerim sınıf atladıkça yavaş yavaş azaldı. Bu azalmayı, tek tek tecrübe ederek ve bölümden soğutula soğutula gördüm. Buna sebep olan bazı öğretim görevlilerinin ise işini gerektiği gibi yapmadığını düşünüyorum. Eğer bu iş seninse, bana ve verdiğin derse saygı göstermelisin; burayı slayt okuyup para kazanılan bir yer olarak görmemelisin. Bu sistem böyle devam ettiği sürece, kaybeden taraf biz olmaya devam edeceğiz.

Eğer kendini geliştirmeye açık bir insansan, ortalama bir üniversitede başına gelebileceklerden birkaç örnek vermek istiyorum.

İlk olarak, bazı hocaların egosunu tatmin edebilmek için dersi geçme uğruna mentalini, zamanını ve emeğini harcayacaksın. Bu da yetmeyecek, sonunda her şey hocanın insafına kalacak.

Ardından, anlatılan konuların büyük bir kısmının sana hiçbir şey katmadığını fark edeceksin. Ya milattan kalma slaytlarla anlatılan derslere maruz kalacaksın ya da sektörde çoktan rafa kaldırılmış konularla oyalanacaksın.

Bu yetmezmiş gibi, bir de seni gerçekten ölçmeyen sınavlarla cebelleşeceksin. “Bari çalışayım da geçeyim” dediğinde ise bunun sınav kâğıdında sana kafana soka soka gösterecekler.

Ya sınav kağıdında punto ve satır aralığını düzenlemeyi bile uğraşmadığından soru okumakla uğraşılır mı ya? Bakın soruyu OKUMAK için UĞRAŞIYORUM, ANLAMAK İÇİN DEĞİL.


A)Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a)CokZorAles b)Hiçbiri c)2.48888001 d)2.4888 e)Hiçbiri
B)Bu Soruyu okumakla uğraşın ve anladıktan sonra cevaplayın. Aşağıdakilerden hangileri vardır?
a)pardon b)Hiçbiri c)father d)0.322 e)Makine öğrendi
C)Bu bir paragraf, düzgün okumaman için en saçma şekilde konumlandırıldı.Merak etme girintilere ve satır araları da en gereksiz şekilde.
Yukarıdaki paragrafa göre AI ne demek?
a)makine öğrendi b)hiçbiri c)yapay çay d)ne yapayi? e)yapay zeka


Tamam iyi şeyler de var !

“Hiç mi iyi bir öğretim görevlisi yok?” diye soracak olursanız, elbette var. Ben öyle bir hocayla karşılaştım ki, alanımı bulmama doğrudan yardımcı oldu. Onun sayesinde bir alanda eğlenerek, merak ederek kendimi geliştirebileceğimi fark ettim. Böyle hocalarımız da var; ancak ne yazık ki sayıları azınlıkta.

Eğer böyle güzel insanlarla karşılaşırsanız, kıymetlerini bilin ve onlara verdiğiniz değeri gösterin. Çünkü bazen size gerçekten bir şeyler katmak için uğraşan tek kişiler, bu güzel insanlar oluyor.

Sonuç

Yani sonuç olarak, ortalamanızla bir işiniz yoksa üniversiteyi bu kadar kasmayın. Yaşamaya bakın; kimsenin ağız kokusunu çekmek zorunda değilsiniz. Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda da değilsiniz. Kendinizi geliştirmek için size verilen bu 4 seneyi olabildiğince verimli kullanın. Benim yaptıklarım ve yapmadıklarım yüzünden pişman olduğum şeylerin sonucunda, siz okurlara verebileceğim tek tavsiye budur.

Sonraki yazılarda görüşene dek sağlıcakla kalın !


Yayınlanma:
üniversite cokzorales